alvanoglu Abdilalkan sitesine hoşgeldiniz Forum Ana Sayfa alvanoglu Abdilalkan sitesine hoşgeldiniz
Image Hosted by ImageShack.us

 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

Create your own forum on ForumUp.com, It's free, powerful, and fast! :-)
Düşman Üretmekten Vazgeçmeli, Hrant Dink Cinayeti Üzerine

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    alvanoglu Abdilalkan sitesine hoşgeldiniz Forum Ana Sayfa -> SERBEST KÜRSÜ
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
no7
Administrator
Administrator


Kayıt: 24 Nis 2009
Mesajlar: 36

MesajTarih: Cum Nis 24, 2009 10:34 am    Mesaj konusu: Düşman Üretmekten Vazgeçmeli, Hrant Dink Cinayeti Üzerine Alıntıyla Cevap Gönder

Uzunca bir aradan sonra Türkiye yine siyasi cinayetleri konuşmaya başladı. Danıştay cinayetiyle tekrar yüzyüze geldiğimiz olayın ikincisini yasıyoruz bu günlerde. Türkiye bir haftadan beri Agos gazetesi genel yayın yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesini konuşuyor.



Dink Türklüğü aşağıladığı iddia edilen bir yazısından dolayı yargılanıp mahkum edilmişti. Mahkeme sürecinde her yargılama günü adliye önünü gösteri alanına çeviren bir grubun ölçüsüz protestolarına muhatap oldu. Bu çok da adil olmayan yargılama ve provokatif gösteriler onu hiç hak etmediği bir biçimde kamuoyunun gündemine taşıdı ve adeta uygun bir provokasyon malzemesi haline getirdi.

Provokasyon kokan bir cinayetle hayatı sonlandırıldı.










Siyasi cinayetlerin kasti kurbanı kendisi değildir, onun kimliğiyle temsil ettikleridir; bu çerçevede ölümle birlikte yaşanacak yeni gelişmeler ve bu gelişmelere ilişkin beklentilerdir. Dink cinayetiyle Türkiye gerçekten zor bir duruma sokulmuştur; kendi azınlıkları ve farklı etnisiteleriyle bir arada yaşayamayan bir ülke imajını geliştirmek isteyenlerin eline koz verilmiştir. Türkiye birlikte yaşama iradesini belirttiği her ortamda bir Ermeni vatandaşa bile tahammül edilemediği suçlamasıyla karşı karşıya gelecektir. Bu, ülke bütünlüğünü savunanlar acısından sıkıntılı bir durumdur.













Suç sadece olayın faillerinde mi?













Faili yakalanan bu cinayet bir provokasyon olsa dahi, Dink’i provokatörlerin hedefi haline getirenlerin hiç mi suçu yok? Son yıllarda Kıbrıs benzeri bazı meselelerimizi gündeme getirerek hukuk devleti arayışlarını engellemek isteyenlerin hiç mi suçu yok? Ülkenin kurtuluş savaşından bile daha karanlık günlere gittiği safsatasını yaygınlaştırarak, kastı bu olmasa da provokatif eylemlere zemin hazırlayan faal veya emekli görevlilerin bunda hiç mi payı yok? Dink’in bir yazısından zorlama bir yorumla Türk düşmanlığı çıkararak onu mahkum eden siyasallaşmış yargının bunda hiç mi rolü yok? Nihayet düşünceyi suç kabul eden 301. maddenin değiştirilmesini engelleyen siyasiler tamamen masum mu?













Artık bu ülke her vesileyle milletin değişik kesimlerine tehditlerde bulunan bir saldırgan azınlığın tasallutundan kurtulmalıdır. Demokratik sistemin kuralları gereği yapılacak seçimlerin sonuçlarını ülke için tehlike gören, cumhurbaşkanlığı makamına kendi istekleri dışında birilerinin gelme ihtimalini tehlike olarak gören ve bu tehlikeyi(!) önlemek için her türlü çılgınlığı yapmaya hazır bu azınlığın tasallutu ülkeye çok pahalıya mal olmaktadır. Ülkenin suni tehlikeler üretmeye değil, gerçek tehlikelerle uğraşmaya ve yüzleşmeye ihtiyacı vardır. Her farklılığın tehlike olarak algılandığı tektipleştirmeci yöntemin geçerli olmadığını anlamak gerekiyor. Homojenleştirici hakimiyet algısının dönemi geçmiştir. Zaten doğru da olmayan bu algının sona erişinden tedirginlik duymak yerine farklılıkları bir arada yaşatan, hukukun üstünlüğünü esas alan bir yapılandırmayı gerçekleştirmek için çaba harcamalıyız. Bu, tarihte yapabildiğimiz bir şeydi, bu gün de yapabiliriz, yapabilmeliyiz.













Bu ülke kendi medeniyetini diriltip yeniden farklılıklarıyla yaşamayı öğrenmelidir. Bu ülke İttihat Terakki öncesi yani modern siyaset öncesi değerlerini yeniden keşfetmelidir. Tek ırk, tek dil, tek din temelinde homojen ulusal devletler fikrinin modern toplumları cinnet devletlerine dönüştürmeden önceki bir arada yaşama medeniyetini yeniden kurmak gerek.[1]













Dink'i öldürenler amacına ulaştı mı?













Amaç onun hayatına kastetmek idiyse, evet ulaştılar. Ama onu öldürerek toplumsal bir kamplaşmayı ve karışıklığı amaçlamışlarsa kesinlikle ulaşamadılar. Dink’in cenazesi bu amaca ulaşılamadığının en açık göstergesi. Onbinleri bulan bir kalabalık en ufak bir taşkınlığa mahal vermeden sekiz kilometre yürüdü; toplumun bütün kesimlerini bir arada barındıran bu kalabalığın içinden kimse kimseye kimliğinden dolayı bir tecavüzde bulunmadı.













Uğur Mumcu, Muammer Aksoy ve benzeri suikastların ardından oluşan saldırganlığın burada olmamasını umutla karşılamak gerekiyor, bu olgunluğun başarılması önemlidir. Önümüzdeki zaman içinde sadece cenazelerde değil, sosyal toplumsal hayatın her aşamasında aynı olgunluk gösterilerek güçlendirilmeli ve kırılgan olmaktan kurtarılmalıdır.













Bu cenaze normal şartlarda milletin genelinin Ermenilere bir husumet içinde olmadığını göstermesi açısından da önemliydi; özellikle tahrik edilmediği zaman, pekala her iki unsur da husumet duymadan bir arada yaşayabilir ve sorunlarını halledebilirler. Bu durumu da Ermenilerle ilişkileri normalleştirmek açısından geliştirilmesi gereken bir durum olarak algılamak gerekir.













Sonuç olarak:













1) Provokatif cinayetlerin önlenebilmesi için güvenlik önlemlerinin yanında eylemi yapanların toplumda oluşturmaya çalıştıkları ortama vücut vermekten kaçınmak gerekir; ‘bir solcu vurulmuştur, vuranlar mutlaka muhafazakarlardır’, veya ‘bir Hıristiyan vurulmuştur, vuranlar mutlaka Müslümanlardır’ kolaycılığının ağına düşmemek gerekir. Yani cinayeti bir siyaset aracı olarak kullanan canilere ve onları azmettirenlere yönelmesi gereken öfkenin, kutuplaşmayı artırıcı bir şekilde toplumun bazı kesimlerine yönlendirilmesi cinayetin amacına hizmet etmekten öte bir anlam taşımaz.













2) Provokatif ortamın hazırlanmasına imkan sağlayan tehlike algısı artık normalleşmelidir. Ülke elden gidiyor diyerek dinini önceleyen insanları, başörtüyü, Kürtçe konuşanı, Rum'u, Ermeni'yi düşman/tehdit olarak görmekten vazgeçilmelidir; ha bire düşman icat ederek millet bütünlüğünün sağlanamayacağı aşikardır.













3) Bu cinayetin nihai azmettirenleri bulunmalı ve hak ettikleri cezaya çarptırılmalıdır; eğer Uğur Mumcu, Muammer Aksoy, Necip Hablemitoğlu ve benzerlerinin katilleri ve azmettirenleri bulunsaydı bugünkü cinayetler işlenmeyebilirdi.













4) Hadiseler karsısında ifrat ve tefrite dayalı tavırlar geliştirmek bizi doğrulara ulaşmaktan alıkoyar. Bu cenazede atılan 'hepimiz Ermeniyiz' sloganının neyi ifade etmek istediğini elbette anlıyoruz ama bu toplumun her ferdinin sloganın ifade ettiği ironiyi kavramasını bekleyemeyiz, ve böylesi bir sloganın milliyetçiliği tahrik etmek isteyenlerin eline ciddi bir koz verdiğinin de farkında olmalıyız.













5) Ermenilerle Türkler arasında tarihte ciddi sorunlar yaşanmıştır; bu sıkıntıları çift taraflı olarak inkar etmek değil üçüncü tarafları devreden çıkararak konuşmak durumundayız. Dink BBC’ye verdiği bir demeçte batılıları kastederek "geçmişte onların sayesinde bin yıldır bir arada yaşayan iki halkın ilişkileri tüketildi" diyor. İşte tam da bu ilişkileri tüketenleri devreden çıkararak adil ve makul bir anlaşmanın yolunu bulmak zorundayız.













6) Özür dilemek kimseyi küçültmez, ama herkesin suçlu olduğu bir ortamda bu tek tarafa has kılınırsa, bu doğru da olmaz, çözüme yönelik bir adım da olmaz. 1915 tek taraflı bir olay değil; Türkler de kendilerini kurban gibi hissediyor ve haklılar da. Hıristiyan güçler Osmanlı sınırlarını küçülttükleri 1923’e kadarki dönemde yaşanan etnik temizliklerle ilgili hiç bir zaman özür dilemediler. Amerikalı tarihçi Juctın Mc Charty, o dönemde tahminen beş milyon Müslümanın öldürüldüğünü söylüyor. “1915’te I.Dünya Savaşı en kanlı dönemine girmişti; Türkiye bir kez daha doğuda Rusya, batıda Britanya ve Fransa’nın saldırısına uğramıştı; Ermeni liderliği alenen Türkiye’nin düşmanlarıyla birlik olarak Osmanlı karşıtı milisler oluşturdu ve Osmanlı topraklarında bir devlet kurmaya çalıştı."[2]













Neticede; suçlayıcı önyargıları bir kenara bırakarak sorunlarımızı tartışabilmeliyiz. Ne diplomatları öldürerek bir sonuca varılabilir ne de bu ülkede yaşayan ve yaşamak isteyen insanların 'bir güvercinin ruh tedirginliği içinde' hayatlarına son vererek adil bir sonuca varılabilir.


Ümran Dergisi-Cevat Özkaya
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
no7
Administrator
Administrator


Kayıt: 24 Nis 2009
Mesajlar: 36

MesajTarih: Cum Nis 24, 2009 10:35 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

eski bir yazı ama hrant dink cinayeti üzerine farklı bir bakış açısı sunacaktır sizlere...
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    alvanoglu Abdilalkan sitesine hoşgeldiniz Forum Ana Sayfa -> SERBEST KÜRSÜ Tüm zamanlar GMT +1 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız



>


Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu

Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.039