alvanoglu Abdilalkan sitesine hoşgeldiniz Forum Ana Sayfa alvanoglu Abdilalkan sitesine hoşgeldiniz
Image Hosted by ImageShack.us

 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

IRKÇI AKIL, İDEOLOJİK AKIL

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    alvanoglu Abdilalkan sitesine hoşgeldiniz Forum Ana Sayfa -> SERBEST KÜRSÜ
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
no7
Administrator
Administrator


Kayıt: 24 Nis 2009
Mesajlar: 36

MesajTarih: Cum Nis 24, 2009 11:57 am    Mesaj konusu: IRKÇI AKIL, İDEOLOJİK AKIL Alıntıyla Cevap Gönder




Gerek küresel elitler, gerekse yerel elitler; olayları kendi bencil, ya da ideolojik çıkarları doğrultusunda yönlendiriyor. Küresel anlamda da, yerel anlamda da, keyfi standartlar kullanılıyor. Modern dünya görüşü ve ahlak anlayışı, yararcı yaklaşımlar, yararcı psikolojiler üzerinde şekilleniyor. Küresel düzlemde de, yerel düzlemde de; kavramsal açmazlarla, belirsiz kavramlarla baskılanıyoruz. Bütün kavramların anlamı ırkçı/ideolojik işgallere maruz kalıyor. Her yerde, hukuki konular, ideolojik/politik konular haline getiriliyor. Yargıçlar hukuki davaları kendi ideolojik tercihlerine göre değerlendiriyor. Bu dönemde günümüz toplumları hukuki belirsizliklerle karşı karşıya bulunuyor. Bütün toplumlar, ahlaki sınırları olmayan bir serbestlik anlayışına sürükleniyor.







Toplumları, halkları; toplumsal erdemler değil, gündelik hayatın beklentileri yönetiyor. Ahlaki kültürel faktörleri önemsemeyen, çıkarı her şeyin üzerinde tutan bir zihniyet, İslami kesimleri de kuşatarak, toplumsallaşıyor. Manevi kirlenme derinleşiyor. Küresel bunalımlar, sorunlar, gerilimler insanları milliyetçi duygulara sığınmaya sevk ediyor. Milliyetçilikler çoğu kez militarizme, sahte gurur mücadelelerine, siyasal bağnazlıklara dönüşüyor. Duygulara hitap eden milliyetçilikler, düşsel çözümlemeler öneriyor. Romantik yorumların, çerçevelerin akıldışılıkları, bütün toplumları gerilime mahkûm ediyor.









İslam karşıtlığı küresel bir moda, küresel bir kurgu haline getiriliyor. Bu nedenle, İslam dünyası toplumlarında siyasal ufkun kapalı olduğunu görebiliyoruz. Arap dünyası siyasal bir topluluk olmayı başaramıyor. Ortadoğu’ya yönelik korkunç Amerikan stratejileri, Suudi Arabistan ve Mısır tarafından kölece destekleniyor. İran’ın ve direniş hareketlerinin küresel imajlarını kirletmek için Amerika çok kapsamlı bir psikolojik savaş yürütüyor. Bunun yanında emperyalist koalisyonun, Irak’da ve Afganistan’da sürdürdüğü sivil halkı da içerisine alan sistematik terörü ile ilgili olarak dehşet verici haber karartması uygulanıyor. Silah ve petrol şirketlerinin acımasız diktatörlükleri konusunda, küresel medya her zaman otosansür uyguluyor. Bütün bu gelişmeler Ortadoğu’da büyük bir güvensizliğe ve karmaşaya yol açıyor. Emperyalist diktatörlük, enerji ile ilgili aç gözlülüğü/ihtirası sebebiyle Ortadoğu toplumlarını teslim almaya çalışıyor. Direniş hareketleri hakkında küresel faşizm tarafından yoğun bir dezenformasyon üretiliyor, Müslüman kitleler bu dezenformasyonla bilgilendiriliyor. Ortadoğu’daki işbirlikçi yönetimler, iğrenç çıkarlar için, iğrenç teslimiyetçilikler, iğrenç statükoculuklar sergiliyor. Müslümanlar İslami tercihleri nedeniyle ideolojik engizisyona tabi tutuluyor. İdeolojik nedenlerle toplumlar manyetize ediliyor, kişiliksizleştiriliyor; akılsız, mantıksız eylemlere yönlendiriliyor. Kamuoyu eksikliği nedeniyle, ideolojik saiklerle yürütülen aşağılık işleri, ahlaki anlamda gereği gibi sorgulayamıyoruz. İslami düşünce dünyası, nihai bir tercih yapmayı başaramadığı için belirsizlikler içerisindedir. İslam, bir bütünlük içerisinde gündemde değildir. Neredeyse bütün İslami kesimler süreçle düşüncesizce uyum sağlamaya çalışıyor. İslami ilgi, içsel bir duyarlılıkla, içsel bir mantıkla, içsel bir etkinlikle, ya da zihinsel etkinliklerle sınırlı hale geliyor, getiriliyor. İslami çevrelerde her eğilim tek boyutlu bir kalıp oluşturuyor, sonra herkesi bu kalıpları paylaşmaya zorluyor. Hemen her eğilim, cemaat liderinin hayat öyküsünü, cemaat çıkarları doğrultusunda kurgulayarak efsaneleştiriyor. Efsaneleştirilemeyen hayat öykülerine sahip olanlar kesinlikle taraftar toplayamıyor. Hamasete dayalı bir dil, söylem ve çözümleme biçimi oluşturamayanlar cemaat olmayı bile başaramıyor.









İnsani ilişkilerin bencil hesaplarla sınırlı hale gelmesi, yıkıcı bencillikler, tüketimin ve moda’nın totalitarizmi, bürokratik yapıların soğukluğu/katılığı/ruhsuzluğu/, mitoloji haline getirilen resmi ideolojinin safsataları, konjonktürel nedenlerle yaşadığımız kimlik ve karakter değişimleri, toplumun ideolojik anlamda kontrol edilmesi, toplumun adalet duygusunun yaralanması, para’nın her şey oluşu, birinci dereceye çıkması, etnik farklılıkların derinleştirilmesi, nitelikli/derinlikli düşüncenin/kültürün kesintiye uğraması, şu yada bu ırkın belirleyici bir dünya görüşü haline gelmesi, ırk terimleriyle konuşmak, hayatı dayanılmaz hale getiriyor. Irkçı ve ideolojik akıl, ırkçı ve ideolojik çıkarlar adına her türlü aşırılığı, çatışmayı, hezeyanı meşru sayıyor. Sermaye mafyaları için, ideoloji mafyaları için, ırkçı mafyalar için, hiçbir ahlaki, insani/vicdani bağlayıcılık yoktur. Irkçı mantık, ideolojik mantık, fikir ve muhakeme yoksunluğu ile malûl olduğu için, küstah bir mantıktır. Günümüzde müzelere kaldırılması gereken bu mantığın, Türkiye’de bütün boyutlarıyla gündemde kalmayı başardığını görebiliyoruz. Irkçı ve ideolojik mantığın neden olduğu yabancılaşmaları, kirlenmeleri ve tahribatı gereği gibi konuşmuyor ve tartışmıyoruz.









Ne pahasına olursa olsu, bizler, Müslümanlar olarak, hiçbir matematik hesaplamanın sınırları/mantığı içerisine konulması mümkün olmayan, erdemleri/değerleri sonuna kadar temsil etmeli ve yaşatabilmeliyiz. Varoluş, duyuş, düşünüş tarzımızı inançlarımız belirliyor. Olaylar, süreçler, gidişat üzerinde, inançlarımızla bir etkide bulunamıyorsak, bu durum, inançlarımızı bir iradeye dönüştüremediğimiz anlamı taşır. Hakikatin bilgisini almak yeterli değildir, aynı zamanda hakikate uygun yaşamak gerekir. Erdemli bir hayatın erdemli düşüncelere, erdemli ilişkilere ihtiyacı vardır.









Tarihin dayattığı güçlükler karşısında şiirsel varoluşlara, romantik varoluşlara sığındığımız için bir türlü özneleşemiyoruz. Propagandaya maruz kalmak, moda’lara maruz kalmak, reklamlara maruz kalmak, bilinçsizliğe maruz kalmak, hangi kesimde olursa olsun herkesi kişiliksizleştiriyor, basit bir eşya haline getiriyor. Bilinçsizlik durumu, zihinlerimizin kolaylıkla denetlenmesi sonucunu doğuruyor.








İnsanları, ırk, renk, din ve mezhep, ideoloji aidiyetlerine bakılarak değil, tüm insanların sahip olmaları gereken ve tüm zamanlarda geçerli olan haklar ve ahlaki değerler bilinci içersinde değerlendirmek gerekir. Hukuk, herkese eşit olarak uygulandığında hukuk olur. Hukuk’un ideolojik tercihler doğrultusunda kullanılması da zulümdür. Günümüzde akılcı sapma, aklı putlaştırıyor; bilimci sapma, bilimi putlaştırıyor. Akılcı ve bilimci putlaşmalar bütünüyle yapay hayatlar oluşturuyor. Pragmacı yaklaşımlarla, insanlığı kuşatan bir duyarlılık oluşturulamıyor. Pragmacılıklar hiçbir vicdana ihtiyaç duymuyor.


Atasoy müftüoğlu/Ümran Dergisi
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    alvanoglu Abdilalkan sitesine hoşgeldiniz Forum Ana Sayfa -> SERBEST KÜRSÜ Tüm zamanlar GMT +1 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız



>


Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu

Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.044